19 Eylül 2010

19 EYLÜL 1924 : MUSTAFA KEMAL GİRESUN'DA...

Atatürk'ün Giresun'u ziyareti sırasında, meydanda toplanan gençler adına Dr. Necdet, heyecanlı bir konuşma yapmıştır :

- Bilgi Yurdu adına sizi selamlıyorum; hoş geldiniz Paşa… Kaç gündür sizi bekliyoruz. Karadeniz’e çıktığınızdan beri gözlerimiz ufuklarda kaldı. Enginlerin göklerle birleştiği yerde hep sizi aradık. Doğru Dumlupınar’dan mı geliyorsunuz? Yaptığınız tarihi tekrar yaşamak için mi oraya gittiniz? Sizin irade ve kudretiniz altında ölen ve öldüren şehitleri ziyaret ettiniz mi? Şimdi önlerinde derin bir huşu ve hürmet duyduğum gözleriniz, onları gördü mü? Dünkü silah arkadaşlarınızın ruhları mezarlarında şen ve müsterih uyuyor, değil mi? İçlerinde bizim yeşil Giresun’dan da kimse var mıydı? Kim iddia edebilir ki, temelini kudretli ellerinde vaaz ettiğin Meçhul Şehit Abidesi, bizim Giresun Uşaklarından birinin değildir. Onlara arzularının yerine geldiğini söylediniz mi? Asil ve temiz kanlarının topraklara aktığı gün düşmanın da Akdeniz’de boğulduğunu anlattınız mı? Sen olmasaydın en büyük Münci ! Ey büyük Halaskar ! Türk tarihi de bugün olmayacaktı. Olsa bile sahifeleri artık zafer, hürriyet, saadet değil; zillet, esâret ve hakaret kaydedecekti. Bilmiyorlardı ki, Türk tarihi yalçın kayalar üzerinde ve Türk milletinin kalbindedir. Bilmiyorlardır ki, Sen o kalplerin birleştiği müşterek bir yüreksin.

Atatürk’ün Halka Hitaben Yaptığı Cevabi Konuşma :

- Ey genç ! Bütün memleketin gençliğine tercüman kıymettar sözlerinden fevkalade memnun oldum. Afyonkarahisar ve Dumlupınar’da sizin Uşaklar da vardı. Bundan dolayı müsterih ve memnun olabilirsiniz. Memleket bu sözleri söyleyen gençlikle iftihar edecektir. Bu memleketin gençliği, hakkımda pek büyük teveccüh gösterdi. Bu kadarına layık olduğumu bilmiyordum. (Hak ettiniz Paşam, sesleri...) Arkadaşlar… Bu memleketi ve milleti asırlardan beri berbat edenler çoktan ölmüştür. Bütün gençlik buna iman etmelidir. Bizim kanımız akmadıkça bunlar bir daha avdet etmeyeceklerdir.

Gazi Paşa, hükümet konağında daire müdürlerini kabul etmiş ve vilayet hakkında bilgi almıştır. Hükümet konağından dönüşte, Bilgi Yurdu önünde bekleyen heyetin daveti üzerine binayı gezmiştir. Yurt heyeti, binanın yetersiz olduğunu söylediğinden, hazineye ait taşınmaz mallardan birinin tahsisini uygun bulmuş ve

- Niçin münferit bir isim altında çalışmıyorsunuz? Yeni binaya taşındıktan sonra isminizi Türk Ocağı'na çevirin,

demiş ve Giresun gençliğine şu sözleriyle iltifatta bulunmuştur :

- Kendimi bu kadar kuvvetli ve zinde gençlik içinde gördüğümden dolayı bahtiyarım.

Bilgi Yurdu'ndan, Vali Konağına kadar yaya giden Atatürk, orada şehir ileri gelenlerini ve ilçe heyetlerini kabul etmiş, sonra da Jandarma Okulunu ve Askerlik Şubesini ziyarette bulunmuştur. Şubeden araba ile Belediye önüne gelinmiş, burada arabadan inilerek iskeleye kadar yaya yürünmüştür. Yol üzerindeki Yıldız Lokantası’nın Fransızca yazılı levhası dikkati çekmiş ve Atatürk, onun derhal indirilmesini emretmiştir. Alkış ve sevgi gösterileri arasında iskeleye gelen Cumhurbaşkanı ve beraberindekiler, iki taraflı duran halkın ellerini sıktıktan sonra düdük sesleri, karadan ve torpidolardan gelen top sesleri arasında denize açılmışlardır.

8 Eylül 2010

CHP İL ÖRGÜTÜ, ŞUBEMİZİ ZİYARET ETTİ...

Cumhuriyet Halk Partisi İl Örgütü, İl Başkanı Aykut GEZMİŞ başkanlığında, 08.09.2010 tarihinde, Derneğimizi ziyaret etti.
Ziyaret sırasında, ülke gündemi hakkında karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.

28 Ağustos 2010

ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU VE HAYIRLI OLSUN...

Tam bağımsızlık yolunda emperyalizme karşı verilen ve mazlum uluslara örnek oluşturan Bağımsızlık Savaşımızın son dönemecini oluşturan 30 Ağustos 1922 tarihli Büyük Taarruz’un 88. yıldönümünde, 88 yıl önce tarihin çöp tenekesine atılan Sevr Antlaşmasının yeniden hortlatılmaya ve Lozan’a karşı bir seçenek olarak ülke gündemine sokulmaya çalışıldığını görüyoruz.

Bu nedenle, tam bağımsızlığın yok edildiği, 51. eyalet gibi hareket etmek adına sifonlu dış politikanın tercih edildiği bugünlerde, Büyük Taarruz, daha da bir anlam kazanmaktadır.

Bundan 88 yıl önce, kendi kaderini onurlu bir direniş ile belirleyen ve bu anlamda tüm ezilmiş uluslara öncü olan Türk Ulusu, bugün de aynı onurlu direnişi gerçekleştirmek ve emperyalizme karşı dur demek durumundadır.

Bugüne kadar kardeşçe iç içe yaşayan, emperyalizme karşı birlikte kavga vermiş ülke insanı, etnik kökene göre ayrıştırılmakta ve kamplaştırılmakta, “demokratik özerklik” adı altında, ülke bütünlüğüne dinamit atılmaya çalışılmaktadır; bu şekilde adeta emperyalizmin ekmeğine yağ sürülmektedir.

“Demokratik özerklik” in emperyalist amaçlara uygun biçimde yaşama geçirilmesini sağlamanın en önemli ayağı da, ileride gündeme gelebilmesi olası yasal düzenlemelerin Anayasa’ya uygunluk denetimi bağlamında, bağımlı bir yargı yaratmaktır. 12 Eylül’deki halkoylamasının konusunu oluşturan Anayasa değişiklikleri de bağımlı yargı yaratmak adına atılmış önemli bir adımdır. Bu adımın atılmasını önlemek adına, 12 Eylül’de yapılacak halkoylamasında, çağdaş ve tam bağımsız bir Türkiye Cumhuriyeti’nden yana yurtseverler olarak H A Y I R diyeceğiz.

Zafer Bayramımız kutlu ve hayırlı olsun…

28.08.2010

Yönetim Kurulu a.
Başkan
Av.Ahmet KÖKSAL

Yeni Giresun Gazetesi, 30.08.2010

Yeni Giresun Gazetesi, 30.08.2010

2 Temmuz 2010

2 TEMMUZ 1993... UNUTMADIK... UNUTMAYACAĞIZ...

2 TEMMUZ 1993... UNUTMADIK... UNUTMAYACAĞIZ...
Asım Bezirci (67); Nesimi Çimen (67); Metin Altıok (52); Muhlis Akarsu (45); Behçet Sefa Aysan (44); Asaf Koçak (35); Hasret Gültekin (23); Edibe Sulari (40); Erdal Ayrancı (35); Uğur Kaynar (37); Mehmet Atay (25); Muammer Çiçek (26); Carina Cuanna (23); Ahmet Özyurt ( 21); Asuman Sivri (16); Belkıs Çakır (18); Gülender Akça (25); Gülsün Karababa (25); Handan Metin (20); Huriye Özkan (22); İnci Türk (22); Koray Kaya (12); Menekşe Kaya (17); Muhibe Akarsu (45); Murat Gündüz (22); Nurcan Şahin (18); Özlem Şahin (17); Sait Metin (23); Sehergül Ateş (30); Serpil Çanik (19); Serkan Doğan (19); Yasemin Sivri (17); Yeşim Özkan (20); Kenan Yılmaz (Otel Görevlisi); Ahmet Öztürk (Otel Görevlisi)